Makale Arama
Sayı
Anahtar Kelime, Yazar(lar)
Künye
Genel Yayın Yönetmeni
Akif Argun AKDOĞAN
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ
Yayın Kurulu
Akif Argun AKDOĞAN
Süheyla Suzan GÖKALP ALICA
Tekin AVANER
Can Umut ÇİNER
Evren HASPOLAT
Koray KARASU
Özgün MİLLİOĞULLARI KAYA
Cenk REYHAN
Deniz YILDIRIM
Ozan ZENGİN
Danışma Kurulu
Prof. Dr. Örsan AKBULUT
Dr. Öğr. Üyesi Hüsniye AKILLI
Prof. Dr. Yüksel AKKAYA
Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER
Prof. Dr. Tayfun ÇINAR
Prof. Dr. Oya ÇİTÇİ
Prof. Dr. Ahmet Alpay DİKMEN
Prof. Dr. Mehmet ECEVİT
Doç. Dr. Cengiz EKİZ
Muzaffer İlhan ERDOST
Prof. Dr. Özer ERGENÇ
Prof. Dr. Güngör EVREN
Prof. Dr. Atilla GÖKTÜRK
Prof. Dr. Can HAMAMCI
Prof. Dr. Gülser Ö. KAYIR
Prof. Dr. Ruşen KELEŞ
Prof. Dr. Nuray E. KESKİN
Prof. Dr. Bilsay KURUÇ
Prof. Dr. Ayşegül MENGİ
Prof. Dr. İzzettin ÖNDER
Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA
Prof. Dr. Metin ÖZUĞURLU
Doç. Dr. Sonay B. ÖZUĞURLU
Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN
Prof. Dr. Hakan REYHAN
Prof. Dr. Seriye SEZEN
Prof. Dr. Cem SOMEL
Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL
Prof. Dr. Erkan TURAL
Prof. Dr. Menaf TURAN
Prof. Dr. Oktar TÜREL
Doç. Dr. Birkân UYSAL
Doç. Dr. Aslı YILMAZ UÇAR
Yazışma Adresi
YAYED Ziya Gökalp Cad. No. 30
Kat. 5 D. 17 06420
Kızılay / ANKARA
Tel: 0 312 430 35 60
Faks: 0 312 430 62 90
E-posta: msy@yayed.org
Altı Aylık Kuramsal Dergi
Ulusal Hakemli Dergi
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın
Sertifika No: 0307-06-008465
ISSN:1306-8202
MSY, IBSS, EBSCO, ULAKBİM
TR Dizin Sosyal ve Beşeri Bilimler ve
ASOS Indeks’te yer almaktadır.

2012 (Sayı: 17)
1
:
OSMANLI SİYASET-YÖNETİM DÜŞÜN GELENEĞİ: DAİRE-İ ADALET’ İN YÖNETİMİ
Aslı YILMAZ UÇAR
Çalışma iki önkabul ile başlıyor: Daire-i adalet, modern öncesi dönemde tarım toplumlarının yönetim bilgisidir ve söz konusu yönetim bilgisi, Osmanlı Klasik Dönemi’nin siyaset-yönetim düşün geleneğinin temelidir. Hint-İran geleneğin- den doğarak Türk ve İslami gelenekle harmanlanmış daire-i adalete içkin yö- netim bilgisi Osmanlı Devleti’ne aktarılmış; Osmanlı Devleti’nin erken modern döneminde, klasik dönemin düşün geleneğinin temsilcisi olarak yaygınlaşmıştır. Bu bağlamda sorunsallaştırılan daire-i adalet’in yönetimine dair iki soru sorul- muştur: (1) daire-i adaletin yönetimi nasıl örgütlenir, (2) daire-i adaletin yöneti- minin niteliği nedir?Ele alınan sorular çerçevesinde çalışma iki çıkarsamaya açılmıştır: (1) daire-i adaletin yönetiminin iki temel işlevi vardır ve devlet örgütü bu işlevler temelinde kurulmaktadır: adli ve askeri, (2) yönetim örgütü, işlevsel-toplumsal tabakalaş- ma içerisinde gayrişahsi bir karakter iddiası ile toplumsal bağlarından soyutlan- ma çabasındadır.
2
:
YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI BAĞLAMINDA TÜRKİYE’DE ADLİYE YÖNETİMİ
Ali ALTINTAŞ
Mahkemeleri içinde barındıran adliyeler, Adalet Bakanlığı’nın hizmet götürdü- ğü taşra adalet yönetimi birimleridir. Üniversitelerin, hastanelerin, cezaevlerinin bütçesi ve bir yönetim yapısı mevcut iken adliyelerin kanun ile belirlenmiş bir yönetim yapısı ve mahkemelerin özerk bir bütçesi bulunmamaktadır. Adalet Bakanlığı’nca çıkarılan genelgelerle adliyelerde idari ve mali işlerin yürütülmesi görevi, ceza davasının davacısı konumundaki Cumhuriyet başsavcılığına veril- miştir. Bu da, Anayasa’da bağımsız ve teminatlı oldukları belirtilen, her hal ve şartta tarafsız karar vermeleri beklenen yargıçların, adliyelerde yasal temelden yoksun ve öznel uygulamalara maruz kalmalarına yol açarak bağımsızlık ve tarafsızlık görünümlerinin aşınması sonucunu doğurmuş, mahkemeler Cumhu- riyet başsavcılığı bünyesinde bir birim, yargıçlar da Cumhuriyet başsavcılığında çalışan bir görevli olarak algılanır olmuştur. Oysaki Avrupa İnsan Hakları Mah- kemesi, mahkemelerin bağımsız görünmeleri gerekliliğini de yargı bağımsızlı- ğının ve tarafsızlığının bir unsuru olarak ortaya koymuştur. Ancak ülkemizdeki, evrensel uygulamalara uygun düşmeyen, yargıçları dışlayan adliye yönetim sistemi, yargıçların bireysel, mahkemelerin de kurumsal olarak bağımsız ve ta- rafsız görünümlerinin önünde engeldir.
3
:
NEOLİBERAL POLİTİKALAR VE TÜRK YARGISINDA DÖNÜŞÜM
Halil GÜNER
1980 sonrasında Dünya’da refah devleti politikalarına son verilmiş, neolibe- ral ekonomi politikaları benimsenmiştir. Türkiye’de de yaşanan bu dönüşüm ekonomi politikalarıyla sınırlı kalmamış, toplumsal ve ekonomik tüm alanlara olduğu gibi yargıya da yansımıştır. Küreselleşme kampanyası çerçevesinde özelleştirme ve devletin küçültülmesi talepleri, “ayak bağı” olduğu düşüncesiyle yargının görev alanlarının ve denetim yetkisinin daraltılmasına yönelik düzenle- meleri gündeme getirmiş ve yargı sisteminin piyasalaşmasıyla sonuçlanmıştır. Türk yargı sistemi, bu doğrultuda kurumsal, işlevsel ve nihayetinde niteliksel bir dönüşüm süreci içerisindedir. Bu yazıda yargıdaki söz konusu dönüşüm süreci ve nedenleri ortaya konmaya çalışılacaktır.
4
:
KURULUŞTAN 1980’LERE TÜRKİYE’DE POLİS AYGITINA ULUSLARARASILAŞMA SÜREÇLERİ ÜZERİNDEN BAKMAK
Funda HÜLAGÜ
Gerek dünyada gerek Türkiye’de polis kurumunun temel nitelikleri ve bu nite- liklerin dönüşümü genel olarak siyaset bilimleri alanının marjinlerinde kalmıştır. Öte yandan polis, araştırma konusu edildiği nadir zamanlarda ait olduğu ülkenin o ülkeye özgü koşullarının ya da örneğin Türkiye’nin siyasi rejiminin doğrudan bir ürünü olarak görülmüştür. Makale, bu özgücü yaklaşımın 19. yüzyılda yeni yeni şekillenmekte olan modern polis kurumunun daha o dönemde hızlı bir uluslararası sistem müdahalesine maruz kaldığı gerçeğini ihmal ettiği reflek- siyle yola çıkmaktadır. Bu özgücülük handikabını aşmak için makalede öneri- len temel yaklaşım polise uluslararasılaşma perspektifinden bakmaktır. Buna göre, polisi ve failliğini belirleyen onun yalnızca burjuva devletinin dolayımsız bir uzantısı, devletin toplumu onunla şekillendirdiği işlevsel bir zor aygıtı olması değildir. Polisi belirleyen aynı zamanda o devletin ait olduğu uluslararası kapi- talist sistemin kendini yeniden üretmesi için gerekli olan farklı ve kimi zaman çelişkili unsurları içselleştiren ve bunları koşullara uygun bir şekilde faaliyete sokan bir toplumsal biçim olmasıdır. Makale, bu temel hipotezi açımlamak için Türkiye vakasına odaklanacaktır. Türkiye vakası üzerinden, polisin uluslarara- sılaşmasının Türkiye’de kuruluştan 1980’lere aldığı ana örüntü örneklenmekte ve bu sayede hem Türkiye’deki polis teşkilatının doğasını şekillendiren kimi ana unsurlar hem de polisin uluslararasılaşması olgusu, polis aygıtları üzerindeki sonuçları bağlamında tartışılmaktadır.
5
:
KAPİTALİZMDE SİYASETİN SİYASAL HALLERİ
Örsan Ö. AKBULUT
Tüm sınıflı toplumlarda farklı biçimlerde görünürlük kazanmış olsa da, yöneten- yönetilen ilişkisi, artığa el koyan ve üreten ilişkisi temelinde yapılanmakta ve somutlaşmaktadır. Eski Yunan polisinde ve feodalitede, bu örtüşme doğrudan doğruya gerçekleşmiştir. Kapitalizmde ise, tanımlı siyasal alan kapsamında yö- neten-yönetilen ilişkisi hem kurumsal siyaset hem de tabanı genişletişmiş sivil toplum eksenli siyaset bakımından, artığa el koyma-üretme ilişkisinden özerk olarak yapılandırılmıştır. Bu siyaset hali veri olarak alındığında, kapitalist top- lumdaki iktidar ilişkisi ya yurttaşlık ya da kimlik ekseninde görünürlük kazanmış- tır. Oysaki kapitalizmde iktidar ilişkisi, üretim temelinde, artığa el koyma-üretme bakımından somutluğu işyeri-piyasada; dolaşım ekseninde ise işyeri-devlet zemininde oluşmaktadır. Buna karşılık, kapitalizmde siyasallık yurttaş-kimlik temelinde sınırlandırıldığından, iktidar ilişkisinin temel olarak üretildiği zemin bir siyasal hal olarak değil; üretim araçlarını kontrol eden ve kamu hizmetini yürüten yöneticilerin taraf olduğu teknik bir sürece indirgenmektedir. Bu yazıda, kapitalist toplumda yöneten konumunun artığa el koyma ile yönetilen konumu- nun söylemsel yanılsamacılığından hareketle üreten temelindeki ilişkisi ortaya konulmaya çalışılarak, kapitalizmde siyasetin bir yandan özgün yapılandırılma- sı diğer yandan ise üretim temelinde oluşumsallığı tartışılmış olacaktır.
6
:
BÖLGESEL KALKINMA, YENİ BÖLGECİLİK VE BÖLGESEL KALKINMA ARAÇLARI
B. Ali EŞİYOK
Savaş sonrası dönemde egemen olan ulusal kalkınma politikaları ve bu poli- tikaların bir bileşeni olarak uygulanan bölgesel kalkınma politikalarının temel hedefi bölgesel eşitsizlikleri gidermek, bölgelerarası denge arayışı olmuştur. Bu dönemde devlet bölgesel eşitsizlikleri azaltmak için üretici bir aktör olarak ikti- sadi faaliyetlerde bulunurken, bölgesel eşitsizliklere dışarıdan müdahale ede- rek eşitsizliklerin giderilmesi yönünde politikalar geliştirmiştir. 1970’li yıllarda yaşanan kriz ve sonrasında gündeme gelen yeniden yapılanma politikaları so- nucunda neo-liberal yaklaşım hakim paradigmaya dönüşürken, ulusal ölçekte kalkınma politikaları terk edilmiş, ulus-altı ölçekte kalkınmanın öznesi bölgeler/ yerel olmaya başlamıştır. Başka bir anlatımla, Savaş sonrası dönemde bölgesel eşitsizlikleri azaltmak için uygulanan müdahaleci politikaların yerini neo-libe- ral politikaların hakim olması ile birlikte özel kesim yatırım davranışlarının ve yerel dinamiklerin belirleyici olduğu politikalar almaya başlamıştır. Yeni bölge- cilik politikalarının uygulanması ile birlikte ulusal ölçekte planlama ve bölgesel planlama gibi temel kalkınma araçlarının içi boşaltılıp işlevsizleştirilirken, yeni bölgecilik yaklaşımının temel araçlarını kümelenmeye dayalı bölgesel kalkınma ve kalkınma ajansları oluşturmuştur. Kalkınma ajansları tekil her bir bölgenin ulusal ve küresel ölçekte diğer bölgelerle rekabet içinde kalkınmasını öngör- mekte, bu politikaların bölgesel eşitsizlik sorununu çözeceği varsayılmaktadır. Eşit olmayan bölgeler arasındaki rekabete dayalı bir kalkınma modelinin daha başlangıçta kalkınma sorununa “rekabet” gibi ontolojik olarak yıkıcı bir kavram- la yaklaşması, kapitalizme içkin eşitsiz gelişme yasasının olumsuz sonuçları- nı aşındırmak bir yana, yeni bölgecilik anlayışına dayalı bir bölgesel kalkınma yaklaşımı bizatihi bölgesel dengesizliklerin kaynağı haline gelebilecek özellikler taşımaktadır.
7
:
KİTAP TANITIMI: KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERLE YÖNETMEK
Derleyen: A. Argun AKDOĞAN
8
:
Tüm Yazılar
Memleket Siyaset Yönetim
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki dökümanlar izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2015
Web Tasarım