Makale Arama
Sayı
Anahtar Kelime, Yazar(lar)
Künye
Genel Yayın Yönetmeni
Akif Argun AKDOĞAN
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ
Yayın Kurulu
Akif Argun AKDOĞAN
Süheyla Suzan GÖKALP ALICA
Tekin AVANER
Can Umut ÇİNER
Evren HASPOLAT
Koray KARASU
Özgün MİLLİOĞULLARI KAYA
Cenk REYHAN
Deniz YILDIRIM
Ozan ZENGİN
Danışma Kurulu
Prof. Dr. Örsan AKBULUT
Doç. Dr. Hüsniye AKILLI
Prof. Dr. Yüksel AKKAYA
Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER
Prof. Dr. Tayfun ÇINAR
Prof. Dr. Oya ÇİTÇİ
Prof. Dr. Ahmet Alpay DİKMEN
Prof. Dr. Mehmet ECEVİT
Doç. Dr. Cengiz EKİZ
Muzaffer İlhan ERDOST
Prof. Dr. Özer ERGENÇ
Prof. Dr. Güngör EVREN
Prof. Dr. Atilla GÖKTÜRK
Prof. Dr. Can HAMAMCI
Prof. Dr. Gülser Ö. KAYIR
Prof. Dr. Ruşen KELEŞ
Prof. Dr. Nuray E. KESKİN
Prof. Dr. Bilsay KURUÇ
Prof. Dr. Ayşegül MENGİ
Prof. Dr. İzzettin ÖNDER
Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA
Prof. Dr. Metin ÖZUĞURLU
Doç. Dr. Sonay B. ÖZUĞURLU
Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN
Prof. Dr. Hakan REYHAN
Prof. Dr. Seriye SEZEN
Prof. Dr. Cem SOMEL
Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL
Prof. Dr. Erkan TURAL
Prof. Dr. Menaf TURAN
Prof. Dr. Oktar TÜREL
Doç. Dr. Birkân UYSAL
Doç. Dr. Aslı YILMAZ UÇAR
Yazışma Adresi
YAYED Ziya Gökalp Cad. No. 30
Kat. 5 D. 17 06420
Kızılay / ANKARA
Tel: 0 312 430 35 60
Faks: 0 312 430 62 90
E-posta: msydergi@gmail.com
Altı Aylık Kuramsal Dergi
Ulusal Hakemli Dergi
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın
Sertifika No: 0307-06-008465
ISSN:1306-8202
MSY, IBSS, EBSCO, ULAKBİM
TR Dizin Sosyal ve Beşeri Bilimler ve
ASOS Indeks’te yer almaktadır.

2010 (Sayı: 14)
1
:
KAPİTALİZM: TARIMDA ÇÖKÜŞ VE ÇEVRE TAHRİBATI
Bahadır AYDIN, Saadet AYDIN, Emre BIBER
1990’lardan bu yana çokuluslu şirketlerin dünya tarımı üzerindeki hegemonyasının güçlenmesi, tarımsal ürünlerin dış ticaretinde uluslararası işbölümünün azgelişmiş ülkelerin aleyhine gerçekleşmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla küreselleşme tar- tışmalarında, Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği’nin tarıma ilişkin düzenleyici mekanizmaları önemli bir yer tutmaktadır. Gerçekten de bu süreçte hem Türkiye’de hem diğer birçok azgelişmiş ülkede, ta- rımsal yapılar çokuluslu şirketler ya da onların yerli ortakları aracılığı ile kontrol altına alınmıştır. Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü aracılığı ile yürüyen dünya tarımının kapitalizme eklemlenmesi sürecinin en önemli ayaklarından biri de IMF tarafından dayatılan istikrar programlarıdır. Başka bir ifadeyle uluslararası kurumlar aracılığıyla dünya tarımsal üretimi kapitalizmle bütünleştirilmeye çalışıl- maktadır. Azgelişmiş ülkelerin tarımsal yapılarının kapitalizme eklemlenmesi süreci bu ülkelerin doğal kaynaklarının ve biyo-çeşitliliğinin azalmasını ve çevre tahribatını da beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede çalışmada bu sürecin tarımsal üretimde ve buna bağlı gıda üretimin- de açığa çıkardığı sonuçlar ülke örnekleri üzerinden incelenecektir. Ayrıca bu ça- lışma uluslararası sermayenin tarımsal üretim üzerindeki egemenlik boyutunu analiz edecektir.
2
:
KÜRESEL DEĞER ZİNCİRLERİ VE İYİ TARIM UYGULAMALARI
Özkan LEBLEBİCİ
Küresel üretim sistemleri, üretim süreçlerinin parçalanması ve bu parçalanma üze- rinden oluşturulan üretim hiyerarşisi ile kârın yeniden üretimi üzerine kurulmuştur. 1960’ların sonunda ortaya çıkan “dünya sistemleri” yaklaşımı, bu süreci merkez- çevre karşıtlığında çözümlemektedir. Tarihsel süreçte farklı yaklaşımlar da söz konusu olmuştur. 1990’larda “küresel meta zincirleri”, 2000’lerde ise “küresel değer zincirleri”, küresel üretim ağlarının çözümlemesinde kullanılan yöntemler olarak kabul görmüştür. İşletme temelli yaklaşımlardan farklı olarak, küresel üretim süre- cinde her aşamada yaratılan katma değeri inceleme nesnesi olarak alan küresel değer zincirleri yaklaşımı, aynı zamanda değer zincirlerinin yönetim yapılarına da odaklanır. Fakat son tahlilde işletme temelli yaklaşımlar için veriler sunmaktadır. Bu yazıda küresel değer zincirlerinin, tarımda küresel ticaret açısından gelişimi ve tarımsal ürünlerdeki metalaşma sürecinin tamamlanmasında “iyi tarım uygulamala- rı”nın rolü ele alınacaktır.
3
:
EKOLOJİK EMPERYALİZM KURAMINA GİRİŞ: BİYOPOLİTİK BİR KAVRAMSALLAŞTIRMA
Hakan REYHAN
Bu makale, öncelikle kapitalizmin/emperyalizmin en son aşaması olarak günümüz- de ekolojik emperyalizm sürecine girildiğinin tespitini yaptıktan sonra özellikle kapi- talizm merkezlerinin dışındaki topraklardaki/ülkelerdeki ekolojik döngüyü bozmaya, ekosistemleri tahrip etmeye ve yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit etmeye başlayan ekolojik emperyalizm ile ilgili “biyopolitika” kavramına gönderme yaparak kuramsal bir açıklama yapmaya çalışmaktadır. Makale, ekolojik emperyalizmle ilgili tarihsel, kavramsal ve kuramsal bir genel çerçeve çizmeyi hedeflerken, siyaset biliminin disipliner sınırlarını da tartışmakta ve bu sınırı biyopolitika ile belirlemeye çalışmak- tadır. Ayrıca makale boyunca, ekolojik emperyalizmin en somut görünümü olarak kabul edilen biyoteknoloji kapitalizmi ile gıdanın nasıl dönüştürüldüğü, gıda üzerin- den nasıl bir tahakkümcü/kapsayıcı biyoiktidar oluşturulmaya çalışıldığı da bu ma- kalenin odaklandığı konulardan birisidir.
4
:
Bİ̇Rİ̇NCİ̇ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA MUSUL Vİ̇LAYETİ̇’NDE İ̇NGİ̇Lİ̇Z YÖNETİ̇Mİ̇Nİ̇N KURULMASI
İhsan Şerif KAYMAZ
19. yüzyılın sonlarından başlayarak, emperyalist devletlerin sömürgelerinde uygula- dıkları yönetim tekniklerini değiştirmeye başladıklarını görüyoruz. Bu devletlerin öncüsü konumunda olan “üzerinde güneş batmayan” Britanya İmparatorluğu, bu sürece de öncülük etmiştir. Askeri işgale dayanan doğrudan sömürgecilik yerine, işbirlikçi yerel yöneticilerin kullanılmasına dayanan dolaylı sömürgecilik yöntemini ilk uygulayan odur. Bunun, doğrudan sömürgeciliğe göre çok daha masrafsız ve kârlı olduğu anlaşılınca emperyalist devletler Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, günü- müze dek devam eden süreçte, dolaylı sömürgecilik yöntemini yaygın olarak uygu- lamaya başlamışlardır. Makalede, 1918–1925 yılları arasında Musul vilayetinde (bugünkü Kuzey Irak’ta) İngiliz yönetiminin kurulması anlatılmaktadır. Bu bağlamda İngiltere’nin karşılaştığı yörenin ve dönemin özgün koşullarından kaynaklanan zorluklar ve bunların ne şekilde aşılmaya çalışıldığı irdelenmiştir. Büyük ölçüde İngiliz arşiv belgelerine dayanılarak yapılan çalışmada 2003 tarihinde yayınlanan Yazarın Musul Sorunu başlıklı kitabından da yararlanılmıştır.
5
:
KAPİ̇TALİ̇ST TEKELLEŞMENİ̇N TILSIMI: REKABET İ̇LKESİ̇
Cengiz EKİZ
Rekabet ve tekel kavramları bugüne kadar birbirinin karşıtı olarak kullanılmıştır. Oysa bu kavramlar ikiz kardeşler olarak kabul edilmelidir. Tekel rekabeti, rekabet de tekeli yaratır. Sonuç olarak kapitalist rekabet kaçınılmaz olarak tekelleşmeyi doğu- rur. Kamu yönetiminde bağımsız düzenleyici kurumların kapitalist devletin en önemli düzenleyici araçları haline gelmesi, devletin artık piyasanın ihtiyaçlarına doğrudan cevap verdiğini göstermektedir. Kamu yönetiminde yönetişim yapısının egemen olduğu günümüzde, farklı sektörlerde faaliyet gösteren bağımsız düzenleyici kurum- lar, tekelci sermaye birikimi sürecinin sorunsuz olarak sürdürülmesi için çok önemli roller üstlenmektedir Türkiye’de rekabet kurumunun düzenleyici rolü, değil piyasada tekelleşmeyi önlemek tersine onu kurumsallaştırmaktadır.
6
:
ÖZELLEŞTİ̇RME OLGUSU VE TÜRKİ̇YE’Nİ̇N ÖZELLEŞTİRME DENEYİMİ̇ ÜZERİ̇NE Bİ̇R DEĞERLENDİ̇RME
Münevver SOYAK
İkinci Dünya Savaşı sonrası süreçte ulusal ekonomilere yönelik devlet müdahalesi olgusu, sınai gelişme ve ekonomik büyümeyi teşvik etmenin en temel yollarından birisi olarak görülmekteydi. Ancak 1970’li yıllardaki ekonomik krizin etkisiyle Keynesyen ekonomi politikaları tüm dünyada etkinliğini kaybetti. Bu dönemde kamu sektörünün ve devlet müdahalesinin rolü ve önemi sistematik olarak sorgulanmaya başlandı. Özelleştirme tartışmaları ilk kez İngiltere ve Fransa gibi sanayileşmiş ülkelerde başlamıştır. Bu olgu daha sonra özellikle yüksek borçlu gelişmekte olan ülkelere de aktarılmıştır. Türkiye gibi birçok gelişmekte olan ülkede IMF ve Dünya Bankası’nın yapısal uyum programları özelleştirme faaliyetlerini daha da hızlandır- mıştır. Türkiye’de de IMF güdümlü 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Programından sonra özelleştirme programları ilan edilmiş ve günümüze kadar özelleştirme uygu- lamaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Özelleştirme İdaresince hazırla- nan özelleştirme programının temel amaç ve hedefleri doğrultusunda Türkiye’deki özelleştirme uygulamalarının sonuçlarını değerlendirmektir.
7
:
NEO-Lİ̇BERAL DÖNÜŞÜM SONRASI REFAH DEVLETİ̇ KURAMLARI
Cenk AYGÜL
Refah devleti üzerine bir yazın eleştirisi olarak tasarlanan bu yazı iki bölüme ayrıl- maktadır. İlk bölümde Claus Offe, James O’Connor, Gosta Esping-Andersen ve Ian Gough’un refah devleti üzerine yazdıkları eleştirel olarak ele alınmaktadır. Bu bö- lümde refah devletinin kuruluşunda Sosyal Demokrat Refah Devleti tezinin önemi vurgulanmakta ve daha sonraki katkılar arasında öne çıkan Esping-Andersen yoru- munun aslında sosyal demokrat tezleri 1980 sonrası neo-liberal dönüşümle birlikte bir derece korumaya çalışırken aslında nasıl değiştirdiği incelenmektedir. Bu bö- lümde O’Connor’un refah devleti yorumunun günümüz koşullarında tekrar üretilmesi de önerilmektedir. Makalenin ikinci yarısında ise refah devletlerinin dağıldıklarının iddia edildiği 1980 sonrası koşullarda çalışılması önerilen çeşitli altbaşlıklar tartışıl- maktadır. Bu altbaşlıklar refah devletlerinin gerçekten çözülüp çözülmedikleri, refah devletlerinin kurulma nedenleri, refah devleti çalışmalarında kurumsal araştırmaların önemi, 1970’lerin önemi, Üçüncü Dünya’daki gelişmelerin bu yazında eksikliğinin mutlaka giderilmesi gerektiğidir.
8
:
Tüm Yazılar
Memleket Siyaset Yönetim
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki dökümanlar izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2015
Web Tasarım