Makale Arama
Sayı
Anahtar Kelime, Yazar(lar)
Künye
Genel Yayın Yönetmeni
Akif Argun AKDOĞAN
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ
Yayın Kurulu
Akif Argun AKDOĞAN
Süheyla Suzan GÖKALP ALICA
Tekin AVANER
Can Umut ÇİNER
Evren HASPOLAT
Koray KARASU
Özgün MİLLİOĞULLARI KAYA
Cenk REYHAN
Deniz YILDIRIM
Ozan ZENGİN
Danışma Kurulu
Prof. Dr. Örsan AKBULUT
Dr. Öğr. Üyesi Hüsniye AKILLI
Prof. Dr. Yüksel AKKAYA
Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER
Prof. Dr. Tayfun ÇINAR
Prof. Dr. Oya ÇİTÇİ
Prof. Dr. Ahmet Alpay DİKMEN
Prof. Dr. Mehmet ECEVİT
Doç. Dr. Cengiz EKİZ
Muzaffer İlhan ERDOST
Prof. Dr. Özer ERGENÇ
Prof. Dr. Güngör EVREN
Prof. Dr. Atilla GÖKTÜRK
Prof. Dr. Can HAMAMCI
Prof. Dr. Gülser Ö. KAYIR
Prof. Dr. Ruşen KELEŞ
Prof. Dr. Nuray E. KESKİN
Prof. Dr. Bilsay KURUÇ
Prof. Dr. Ayşegül MENGİ
Prof. Dr. İzzettin ÖNDER
Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA
Prof. Dr. Metin ÖZUĞURLU
Doç. Dr. Sonay B. ÖZUĞURLU
Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN
Prof. Dr. Hakan REYHAN
Prof. Dr. Seriye SEZEN
Prof. Dr. Cem SOMEL
Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL
Prof. Dr. Erkan TURAL
Prof. Dr. Menaf TURAN
Prof. Dr. Oktar TÜREL
Doç. Dr. Birkân UYSAL
Doç. Dr. Aslı YILMAZ UÇAR
Yazışma Adresi
YAYED Ziya Gökalp Cad. No. 30
Kat. 5 D. 17 06420
Kızılay / ANKARA
Tel: 0 312 430 35 60
Faks: 0 312 430 62 90
E-posta: msy@yayed.org
Altı Aylık Kuramsal Dergi
Ulusal Hakemli Dergi
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın
Sertifika No: 0307-06-008465
ISSN:1306-8202
MSY, IBSS, EBSCO, ULAKBİM
TR Dizin Sosyal ve Beşeri Bilimler ve
ASOS Indeks’te yer almaktadır.

2006 (Sayı: 2)
1
:
KURULUŞ DÖNEMİNDE İSTANBUL’UN İKTİDAR SAVAŞI VE “TANİN” ÖRNEĞİ (1923–1925)
Tevfik ÇAVDAR
Medeniyetlere ev sahipliği yapmış, uzun zaman imparatorluk başkenti olmuş İstanbul’un ekonomik ve kültürel açıdan ayrıcalıklı konumu, siyasal alandaki ayrıcalıklı konumunu pekiştirmiştir. Bu konumunun elinden alınacağını düşünen İstanbul halkı, Kurtuluş Savaşından sonra Cumhuriyet devrimlerinin hayata geçirildiği dönemde Ankara ile iktidar savaşına girmiştir. Ankara’nın başkent olması İstanbul çevrelerince benimsenmemiş, İstanbul Matbuatı bu muhalifliği sert biçimde yansıtan yazılara yer vermiştir. Babıâli’ye her zaman yakın duran İstanbul’un Ankara muhalefeti ile ilişkileri artmış, Meclisin ikinci grubunun yani muhalefetin sözcüsü konumuna gelmiştir. İstanbul matbuatı bu nedenle İslami ve gerici kesimlerin odağı haline gelmiştir ama bunu gözden kaçırmıştır ya da kaçırmak istemiştir. Bu muhalifliğin dozajı Takrir-i Sükûn yasasına kadar artmış, yasanın çıkması ile İstanbul Ankara’nın egemenliğini kabul etmiş gözükmüş ve muhalefet gerilemiştir. Bu makalede Cumhuriyetin kurulması ile başlayan ve Takrir-i Sükûn yasasının çıkmasına kadar geçen sürede, İstanbul’un Ankara’ya karşı egemenlik savaşı, İstanbul Matbuatından muhalefetin tipik bir örneği olan “Tanin”den örneklerle gösterilmektedir.
2
:
MALİ ANAYASADA DEĞİŞİKLİK SORUNU: 5018 Çözümlemesi
Kamil KARATEPE
Türk mali yönetim sistemi Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun olarak merkezi üniter bir yönetim modeline göre oluşturulmuş ve sistem “mali anayasa” olarak nitelendirilen 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu’yla düzenlenmişti. 1980’li yıllarda neoliberal anlayışla kamu mali yönetim sisteminde başlayan aşındırma süreci, 1990’lı yıllarda uluslararası örgütlerin baskı ve dayatmalarıyla merkezi mali gücün, merkezi ulus devlet ile birlikte parçalanması ve dağıtılması noktasına ulaşmıştır. Bu sürecin bir dayatması olan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’yla Maliye Bakanlığı ve neoliberal anlayışa göre “zorunlu bir fena” olan merkez devlet tasfiye edilmekte ve piyasacı anlayışa göre “harcamacı kuruluşları esas alan” yeni bir yapı kurulmaktadır. Yeni yapı kamu mali yönetim ve denetim sistemini özel şirketlerin paralı “bağımsız” denetimine açmak için yasanın öngördüğü 4.465 harcamacı kurumun 4.200’ne iç denetçi atamayarak denetim açığı yaratmakta ve 1.1.2006 tarihinden itibaren bu açık sürdürülmektedir. 5018 sayılı yasanın merkezi üniter devlet sistemi, bakanların sorumlulukları ve dış denetim konularında Anayasa’ya aykırılığı ise devam etmektedir.
3
:
DÜZENLEYİCİ ETKİ ANALİZİ: Yasamayı Erksizleştirme Aracı
Sonay Bayramoğlu
Düzenleyici etki analizi (DEA), düzenleyici devletin karakterini yansıtan araçlardan biridir. Mevcut ve yapılması tasarlanan düzenlemelerin piyasaya etkilerini, özellikle maliyetini hesaplamaya dayanan bu analiz, kamu politikası belirleme sürecini ve karar alma sürecini de kendi sonuçlarına tabii kılacak biçimde yeniden biçimlendirmektedir. Yasama ile yürütme arasındaki ilişkileri, karar alma mekanizmasını ve politika belirleme sürecini değiştiren DEA, düzenleyici devletin işleyiş mekanizmasını yansıtmaktadır. Bu çerçevede yasama erkinin yeri giderek silikleşmeye başlamaktadır. DEA, birçok kapitalist ülkede düzenleyici reformların bir parçası olarak yürürlüğe girmektedir. Yazı, DEA’nın kimi siyasal sonuçlarına odaklanarak Türkiye’deki gelişimi ele almaktadır. Türkiye, Ocak 2007’den itibaren yasa tasarılarının potansiyel ekonomik faydalarını ve maliyetini değerlendirme kararı almıştır. Bugün, DEA küresel ticaret ve yatırım piyasalarına eklemlenen gelişmekte olan ülkelerde yönetişimin bir normu haline gelmektedir. Bu makale, bir karar verme aracı olarak DEA’nın, emekçi sınıfların siyasal taleplerini siyasal alandan dışlama suretiyle yasama erkini siyasal sistemin ana öğesi olmaktan çıkarmaya yöneldiğini göstermektedir. Kapitalist devletler, küresel ve yerel sermayenin çıkarlarının düzenleyici aracı kurumu olmaya başlamaktadır. Temsili demokrasinin kapitalist rejimi, demokrasiden vazgeçerek kendi krizlerinden kurtulmaktadır.
4
:
TÜRKİYE’DE ULUSLARARASI ALANA YENİ BİR EKLEMLENME YOLU Bağımsız Düzenleyici Kurumlar
Tekin Avaner
Türkiye’de serbest piyasa sistemine geçişle birlikte idare hukukçuları tarafından Bağımsız Düzenleyici Kurumlar (BDK) adı verilen ve gittikçe yaygınlaşan yeni idari özelliklere sahip kurumlarla karşılaşılmıştır. Bu kurumlar henüz çerçeve bir kanunla tek biçeme kavuşamasalar da bir kez kurulur kurulmaz küresel ilişkilerin ortasında kalmışlardır. BDK yapılanmasının geleneksel yapıyı, hem iç hem de dış ilişkiler bakımından kırması ve yeni ilişki biçimleri ile yeni özneler oluşturmaya başlaması, yazının temel sorunsalını oluşturmaktadır. Ancak BDK’ların, uluslararası örgütler, ulus-devletler gibi diğer dış politika aktörlerine göre sürece girişi henüz erken dönem olarak görülmelidir, dolayısıyla da bir dış politika aktörü olarak etkinlikleri henüz bunlarla karşılaştırılmamalıdır. BDK’lar kendi sektörel alanlarındaki uluslararası kurumlar ile çeşitli ilişkilere girmektedirler. Bu ilişkilerin niteliği kuruluş yasalarından yola çıkılarak araştırılmakta ve değerlendirilmektedir.
5
:
GİRİT VİLÂYET NİZAMNAMESİ
Cenk REYHAN
Girit İsyanı, Yunan “megali idea”sının/büyük hayalinin gerçekleşmesi sürecinin bir parçasıdır. Yunan İsyanı ve sonrasında (1821–1832) yapılan bir dizi antlaşma ve protokol ile bağımsız Yunanistan’ın sınırları çizilse de Mora Yarımadası ile sınırlı bu ülke megali ideanın sadece ilk aşaması idi. Megali Idea açısından Rumların yaşadığı birçok bölge gibi Girit de bu sınırların dışında kalmıştı. Hâlbuki aşama-aşama Ege Denizi’ne egemen olunacak, Kuzeye doğru Teselya, Epir, Makedonya ve Trakya ele geçirilerek Ege Denizi çevrilecek; sonraki aşamalarda, Güney’de Girit ve öteki adalar alınarak Ege Denizi bir Helen gölü yapılacaktı. Sonrasında Doğu Ege Adaları ve hatta Batı Anadolu kıyıları da zapt edilip Ege Denizi tamamen Helen egemenliğine alınacaktı.157 İncelememizde, bu sürecin, Girit örneğinde, Osmanlı Doğu Akdeniz’inde uygulanma stratejisini oluşturan “Girit Vilâyet Nizamnamesi”ni yayımladık.
6
:
Tüm Yazılar
Memleket Siyaset Yönetim
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki dökümanlar izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2015
Web Tasarım