Makale Arama
Sayı
Anahtar Kelime, Yazar(lar)
Künye
Genel Yayın Yönetmeni
Akif Argun AKDOĞAN
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ
Yayın Kurulu
Akif Argun AKDOĞAN
Süheyla Suzan GÖKALP ALICA
Tekin AVANER
Can Umut ÇİNER
Evren HASPOLAT
Koray KARASU
Özgün MİLLİOĞULLARI KAYA
Cenk REYHAN
Deniz YILDIRIM
Ozan ZENGİN
Danışma Kurulu
Prof. Dr. Örsan AKBULUT
Doç. Dr. Hüsniye AKILLI
Prof. Dr. Yüksel AKKAYA
Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER
Prof. Dr. Tayfun ÇINAR
Prof. Dr. Oya ÇİTÇİ
Prof. Dr. Ahmet Alpay DİKMEN
Prof. Dr. Mehmet ECEVİT
Doç. Dr. Cengiz EKİZ
Muzaffer İlhan ERDOST
Prof. Dr. Özer ERGENÇ
Prof. Dr. Güngör EVREN
Prof. Dr. Atilla GÖKTÜRK
Prof. Dr. Can HAMAMCI
Prof. Dr. Gülser Ö. KAYIR
Prof. Dr. Ruşen KELEŞ
Prof. Dr. Nuray E. KESKİN
Prof. Dr. Bilsay KURUÇ
Prof. Dr. Ayşegül MENGİ
Prof. Dr. İzzettin ÖNDER
Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA
Prof. Dr. Metin ÖZUĞURLU
Doç. Dr. Sonay B. ÖZUĞURLU
Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN
Prof. Dr. Hakan REYHAN
Prof. Dr. Seriye SEZEN
Prof. Dr. Cem SOMEL
Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL
Prof. Dr. Erkan TURAL
Prof. Dr. Menaf TURAN
Prof. Dr. Oktar TÜREL
Doç. Dr. Birkân UYSAL
Doç. Dr. Aslı YILMAZ UÇAR
Yazışma Adresi
YAYED Ziya Gökalp Cad. No. 30
Kat. 5 D. 17 06420
Kızılay / ANKARA
Tel: 0 312 430 35 60
Faks: 0 312 430 62 90
E-posta: msydergi@gmail.com
Altı Aylık Kuramsal Dergi
Ulusal Hakemli Dergi
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın
Sertifika No: 0307-06-008465
ISSN:1306-8202
MSY, IBSS, EBSCO, ULAKBİM
TR Dizin Sosyal ve Beşeri Bilimler ve
ASOS Indeks’te yer almaktadır.

2015 (Sayı: 23)
1
:
LEOPOLDCÜ DÜŞÜNCE VE YERYÜZÜ (TOPRAK) ETİĞİ
Kıvılcım AKKOYUNLU ERTAN
1940’lardan başlayarak bireylere doğa sevgisi kazandırmaya çalışan Aldo Leopold’ün öğretileri, insanı doğanın sade bir üyesi olarak gören doğa etiğinin temellerini atmıştır. Leopold’ün yaklaşımı, çevre etiği yaklaşımlarını bütünleyen ve 21. Yüzyıl için de geçerli olan bir bakış açısı ortaya koymuştur. Doğa öğretileri kapitalizme meydan okuyan Leopold, yeryüzü etiğini bir dünya etiğine dönüştürmüştür. Bu açıdan Leopold’ün etiği, çevre etiği yaklaşımları arasında son aşama olarak kabul edilen çevre merkezci yaklaşımında ilk ifadelerinden birisi olarak üzerinde araştırılması ve dikkate alınması gereken bir yaklaşım olmayı sürdürmektedir.
2
:
ÇEVRE POLİTİKALARINDA YENİ BİR YAKLAŞIM: YEŞİL İŞLER VE YEŞİL İSTİHDAM
Ayşen SATIR REYHAN, Ergin DUYGU
Son yıllarda iklim değişimi ve doğal kaynakların aşırı kullanımı karar vericilerin ekonomik konulardaki kararlarını yeşil ekonomiyi de kapsayan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönlendirmelerine neden olmuştur. Yeşil işler–yeşil is- tihdam, gerek dünyada gerekse ülkemizde bu konuyla ilgili ve refah rejimleri- nin değişimi açısından da yararları olan yeni bir kavramdır. BM Çevre Programı, yeşil ekonomiyi insanların refahını ve sosyal adaleti arttırırken çevresel riskleri önemli düzeyde azaltabilen ekonomi olarak tanımlamaktadır. Bu yeni yaklaşım ekonomik büyümeyi hızlandırmak yanında sosyal refahın adil dağılımına ve kalkınmaya katkı gibi toplumsal yararlarını çevresel riskleri, ekolojik zararları da azaltarak sağlamaktadır. 2008’deki A.B.D. başkanlık seçiminin propaganda döneminde yer verilen ve 2009’da da teşviki amacıyla 150 milyar $ bütçe ayrılan konu1 2012’deki Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Deklarasyonu’nda da yer almıştır; yeşil ekonominin çevresel sürdürülebilirlik ile yakından ilgili olan 8 ana sektördeki istihdamı arttırıcı etkisiyle fakirliği ortadan kaldırmadaki etkinliğine dikkat çekilmiştir. Çevresel sürdürülebilirlikle yakından ilişkili olan bu sektörler tarım, ormancılık, balıkçılık, yenilenebilir enerji, kaynak yoğun üretim, geri dönüşüm, inşaat ve taşımacılık olarak sıralanmış, gelecek 20 yılda küresel olarak 15-60 milyon ek iş fırsatı yaratılacağı projeksiyonuna yer verilmiştir. Örnek olarak da İspanya’nın Navar Bölgesi’nde 2002 ile 2006 yıllarında yenilenebilir enerji sektöründe %183 istihdam artışına ek olarak 2007’de 100 firmanın kuruluşu ile 6000 yeni iş imkanı yaratılması ve 2009 yı- lındaki ekonomik krizde de bölgesel olarak en düşük işsizlik oranının sağlandığı eklenmiştir. Türkiye’nin Onuncu Kalkınma Planı’nında (2014-2018) da yeşil büyüme ve bu konudaki Ar-Ge yatırımlarının önemine, sanayi sektöründeki yeşil istihdama katkısına dikkat çekilmiştir. 2011-2023 İklim Değişikliği Eylem Planı da binaların enerji idaresi sistemlerinde standardizasyon ve benzeri teşviklere yer vermiş, sağlanacak yeşil istihdam artışı ile küresel ısınmanın azaltılmasına katkı yanında insan kaynaklarının geliştirilmesi şeklindeki yararı vurgulanmıştır. Bu makalede, yeşil ekonomi ve yeşil istihdam konuları sektörel bazda analiz edilecek ve bazı ülkelerin bu konulardaki deneyimleri paylaşılarak gerçekleştirilen yatırımların ve yeşil ekonominin sağladığı yararlar incelenecektir.
3
:
AFET YÖNETİM YAKLAŞIMLARI VE KAMU POLİTİKASI BAĞLAMINDA AFETLERİN ÇEVREYE ETKİLERİ
Özkan LEBLEBİCİ
Afet yönetimi alanında ortaya konan yaklaşımlar, sadece teknik bir çalışma alanı olmaktan çıkarak disiplinlerarası bir boyuta evrilmiştir. Bunda afetlerin fiziksel olayların sonucunda ortaya çıkan sosyal ve politik olaylar olarak kabul edilmesinin rolü büyüktür. Toplumların karşı karşıya olduğu riskler ve bu risklere karşı toplumun hassasiyet derecesi, büyük ölçüde kamu politikalarının belirleyici olduğu unsurlardır. Afet yönetimi yaklaşımlarının son yıllarda kamu politikalarıyla ilişkilendirilmesi ve afet yönetimi süreçlerinin toplumun çabuk toparlanması için hassasiyetlerin yönetilmesini odağına alması, kamu yönetimi kuramlarının bu alanla daha yakın ilişkiler kurmasına neden olmuştur. Toplumların yaşam biçimleri ve bu yaşam biçimlerini destekleyen politikalar, afetler açısından yeni risk faktörlerini ortaya çıkarmıştır. Afetlerin çevreye etkileri, yeni risk faktörleri ile daha uzun süreli ve daha yıkıcı olabilmektedir. Kamu politikası sürecinde halkın katılımı, bu risk ortamında afet yönetimine ilişkin daha farklı ve bütüncül bir yaklaşım geliştirebilmek için çok önemlidir. Bu çalışmada afetlerin çevreye etkileri, afet yönetim yaklaşımları ve kamu politikası bağlamında ele alınmıştır.
4
:
EKOLOJİK MÜLTECİLİK
Ahmet MUTLU, İbrahim İRDEM, Berna ÜRE
Tarihsel olarak deprem, sel, heyelan, volkanik patlama ve fırtına gibi olumsuz doğa olayları nedeniyle insan topluluklarının göç ettikleri bilinmektedir. Günümüzde de küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi çevresel sorunlar, kitlesel insan göçlerine yol açmaktadır. Bu durum önemli bir sorun olarak ekolojik mülteciliği gündeme getirmiştir. Bu çalışmada, henüz ulusal literatürde pek değinilmeyen fakat uluslararası gündemin önemli konularından birisi haline gelen ekolojik göç/mültecilik1 ele alınacaktır. Çalışmada öncelikle ekolojik göç/mültecilik kavramı ve ekolojik göçe/mülteciliğe yol açan koşullar, bu konuda dünyadaki durum ve ekolojik mültecilerin statü sorunları ele alınacaktır. Daha sonra konu bağlamında bağımlı iki coğrafya olarak Türkiye ve Avrupa Birliğine yer verilerek, söz konusu ülkelerin ekolojik mülteciliğe bakış açıları irdelenecektir. Çalışma, literatür tarama yöntemi ile gerçekleştirilecektir.
5
:
KORUNAN ALANLARDA YÖNETİŞİM MODELİNE YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER
Erdal ÖZÜDOĞRU
1970’li ve 1980’li yıllardan itibaren önemi artarak devam eden korunan alanların yönetim planlarının hazırlanması ve yönetilmesi süreçlerinde diğer paydaşların haklarının da yer alması düşüncesi, günümüzde temel anlayış olarak benimsenmektedir. Korunan alanların planlanması ve yönetiminde yöre halkına yer verilmesinin gerekliliğinin ifade edildiği ilk Kongre, 1982 yılında Bali’de toplanan III. Dünya Korunan Alanlar ve Millî Parklar Kongresi oldu. Daha sonra 2003 yılında toplanan V. Dünya Korunan Alanlar ve Millî Parklar Kongre- si’nde “iyi yönetişim prensiplerinin” ve “yönetişim tiplerinin” tanımlanmasıyla birlikte korunan alanların yönetiminde katılımcılık anlayışı üzerinde önemle duruldu. Fakat Türkiye’nin, tam olarak dünya doğa koruma kamuoyundaki bu gelişmeye paralel bir anlayış geliştirdiği söylenemez. Aynı zamanda Türkiye’de bu konuda yeterince araştırma da bulunmamaktadır. Bu çalışmada teorik bilgi ve soru formlarından elde edilen bulgulardan yararlanılarak Küre Dağları Millî Parkı’nda örnek bir yönetişim yapısı geliştirilmiş ve bu yapının diğer alanlarda uygulanabilirliği tartışılmıştır. Bu çalışmada Arıt Yöresi için önerilen yönetişim yapısı incelendiğinde, bu yapının bütün korunan alanların tampon zonlarında birebir uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Çünkü her bir alanın doğal ortam potansiyelleri ve insan kaynağı farklı olacaktır. Doğal olarak önerilecek faaliyetler ve paydaşlar da farklılaşacaktır. Fakat korunan alanların dışında veya içerisinde oluşturulacak tampon zonlarda bu tür yönetişim modellerinin oluşturulması yoluyla, doğa koruma ve kırsal kalkınma faaliyetleri ile uğraşan bütün paydaşlar bir araya getirilebilecek, paydaşların ortak iradesiyle tek bir organizasyon bünyesinde yönetim daha demokratik bir işleyişle gerçekleşebilecektir.
Memleket Siyaset Yönetim
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki dökümanlar izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2015
Web Tasarım